6



Geçen gün arkadaşlarla The Revenant ve The Martian hakkında tartışırken (yani kendi kendime bu iki filmi mal gibi düşünürken) konu dramatik yapılarındaki eksikliklere geldi. Yani...Biliyorsunuz meseleyi. The Martian'daki herkes MUHTEŞEM insanlardı ve süper uyumlulardı. Mesela kahramanımız Mark Watney'i Mars'tan kurtarmak için zaten 500 gündür falan uzayda olan ekibi tekrar geri dönmeyi ve 300 gün daha yol yapmayı güle oynaya kabul ediyorlardı.

Halbuki "aranan" dramatik yapıda, Watney'i kurtarma kararı almak için uzay gemisinde yapılan toplantıda elemanın teki ayağa kalkmalı ve "Herkes kendi bacağından asılır kardeşimmm. Başlarım Mark'ınıza!" tarzı bir yaklaşımla oyunbozanlık yapmalıydı. Vücut ve beyin ister istemez bunu talep ediyordu izlerken. Hatta eminim, ben de dahil bazı "1,5 tl farkla büyük seçim ister misiniz?" tayfa filmin sonuna kadar Mars'ta uzaylılara dair bir şey çıkmasını bile beklemiştir.

Peki beklediğimiz dramatik yapı, gerçek hayatla ne kadar uyumlu? Belki de Neo-hollywood sineması bizi dramatik çatışma müptelası yapmıştır. Temel düzeye inildiğinde NASA personelini seçerken psikolojik testlerden geçiriyor ve hepsiyle ilgili karakter analizi çıkartıyordur. Ve muhtemelen de Uzaya gidecek ekipler seçilirken en uyumlu bileşim seçilmeye çalışılıyordur. Velhasılı kelam tüm ekibin ultra hero tipler olması doğal bir sonuçtur. 

Meselenin edebiyat kısmında buna benzer bir sıkıntı daha var. Edebiyatta ya da kısaca romanlarda diyelim, yazılan şeyin kalitesini ölçen etkenlerden bir tanesi karakterlerin derinlikleridir. Kitabın özellikle başkarakteri incikli cıncıklı olacak, katman katman derinleşecek vesaire...Değilse ciddiye alınmıyorsunuz, yeriniz "Bana Allah Yeter-9"un yanına düşüyor.

Ya. Herkesin Fyodor Mihailoviç Dostoyevski olmasına gerek yok, zaten ihtiyaç da yok. Orayı geçiyorum. Asıl söylemek istediğim şey şu: Önce aynaya ve daha sonra etrafınıza bakın. Biz gerçekten derin karakterleri olan insanlar mıyız? Yoksa sıkıcı bir hayatta süre doldurmaya çalışan dümdüz insanlar mıyız?

Eğer ikincisiysek, yazılmış bu kadar romanda kimler anlatılıyor?


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir gazete, bir yoksulluk, bir ölüm.

Kamp-üsistan

13