5



Artık her şeyin ne kadar UZUN olduğu hakkında hemfikiriz değil mi? Eskiden ortalama bir aksiyon filmi 90 dakika sürüyordu, şimdi 2 saati devirmeyen Whiplash dışında film hatırlıyor musunuz? Dizilerin hükümranlığıyla geçen 2000'lerin ikinci yarısının görsel sanat üretim kıstasları sinemayı bu şekilde etkiledi maalesef. Dizilerin bereketli süreleri sayesinde karakterlerini derinleştirmeleri, izleyiciler olarak bu derinliğe alışmamız ve talep etmemiz zamanla sinemaya da sirayet etti. Derinliği olmayan hiçbir karakter bize sahici gelmiyor. 

"Old school" macera anlatıcılığı ölüyor mu? Sorumuz bu. Clive Cussler'ların, Tom Clancy'lerin, James Patterson'ların, Wilbur Smith'lerin, John Grisham'ların sürüklediği kocaman bir türün sonuna geldik mi? 

Dünyayı yok etmek isteyen kötü adamlar, nükleer bombalar, aşırı güzel kızlar ve mega tesadüflerle ilerleyen anlatımların artık alıcısı yok mu? 

Uzun bir süre filme çekilmesi için özellikle yazıldığı kabak gibi belli olan 600 sayfalık distopik şeylerden başka şey okuyamayacak mıyız?

Koca dünyada iyi yazılmış 300 sayfalık tempolu bir romanın "iyi edebiyat" olduğunu düşünen tek bir yazar yok mu? 

Cevap: evet, var. Jim Butcher'ın "Dresden Dosyaları" adını verdiği seri motamot bunları karşılıyor. Kısa, yüzeysel, eğlenceli, fantastik ve tempolu aksiyon romanlar... Alırsın, açarsın, okursun, "güzeldi abi" dersin ve kapağını kapatarak hayatına devam edersin. 

Dresden Dosyalarının muhteşem bir de baş karakteri var: Harry Blackstone Copperfield Dresden. Kendisi bir büyücü. Bildiğiniz büyücü: asası var, tılsımları var, iksirleri var. Aynı zamanda özel bir dedektif. Aynı zamanda Chicago Emniyet'ine bazı vakalar için danışmanlık yapıyor. Bu alemden ve öteki alemden düşmanları var. Vampirler var, Kara Büyücüler var, Mafya var ve Kurt adamlar var. İnsan ve insan olmayan dostları var.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir gazete, bir yoksulluk, bir ölüm.

Kamp-üsistan

13