Kayıtlar

Ekim, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

2

Deneyeni çoktur, gözlerini çok çok çok çok çok çok çok ve çok sıkı kapatırsan, yani mesela kırbaç gibi keskin ve tokmak kadar sert kapatırsan o baştaki karanlığın yerini kısa zaman sonra parlak mor ışık huzmeleri alır. Kendini sanki bir solucan deliğinin içinde bulursun. Sonra, kendi kendine şöyle düşünmeye başlarsın ister istemez: eğer daha fazla sıkabilirsem, bu solucan deliğinde daha fazla ilerlemeyi başarabilirsem hayal ettiğim yerlere ulaşabilir miyim?
Bence herkesin biraz hayalidir gözünü kapadığında başka, açtığında ise bambaşka bir yerde olmak. Ve hiçbir şeyi hatırlamadan yeni aleminde maceradan maceraya koşmak.

1

Düşünelim.
Yatağının örtüsü açıktır, yastığın soğuktur, pencere aralıktır, içeriye hafif bir serinlik geliyordur. Yanına su almışsındır. Çoraplarını çıkarırsın ve yan yana yere atarsın. Her şey uyumaya detaylandırılmıştır. Geriye ışığı kapamak kalmıştır. Işığa doğru yürürken bir anlık durursun. O çıplak ışık, o duvarların donukluğu ve o manasız sessizlik seni durdurur çünkü.
O anda kafana arkadan irice bir çekiçle vurulmasını ve beyninin etrafa saçılmasını canın çekmez mi?
Biraz sonra bu tadımlık his geçer ve hayatına devam etmez misin?
Aradaki vazgeçişe neden olan her şeye selam olsun.