Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Bu blog uyanık kalmak için uyumak zorunda olan bütün canlılara ithaf edilmiştir.

7 Kasım 2011 Pazartesi

Atom Bombası Denemelerinden Diyorlar.




Yapılması gereken ama sürekli ertelediğin ve ertelediğin için de stresi sürekli artan iş parçacıkları. 2-3 yıl önce “kitap çıkartacağım anne” diyen bir çocuğun, şirketin ezik büzük bir ofis elemanına dönüşünün trajedisi. Nasıl arkadaş ediniliri 24 yaşından sonra adım adım öğrenmesi. İkametgahını paylaştığı ebeveynlerinin “Neden hiç arkadaşın yok?” sorusuna artık gönül rahatlığıyla verebildiği nüktedan “Ya anne, şunu öğrendim; insanların annesine küfür etmeyi bıraktığım takdirde, insanlar benden hoşlanabiliyor hehe” cevabı. 1 yıl önce yapayalnızken, odasındaki tek arkadaşının çizgi roman karakterleri, tek sevgilisinin de sağ el sivilcesi olan bir çocuğun, sosyalleşmenin ıslak ve boğuk mağarasına girmesinin zorunluluğu. Bazı şeyler çok kolay ya. Sadece çok kolay olduğunu kabul etmek zor. Yüzmek çok kolay, ama birisi senin tutup havuza attığı zaman değil işte.

Çok gülmenin gerdiği yanak kaslarının sızlaması. “Neyin var yine?” sorularına cevap vermeyerek adının dengesize çıkmasından daha sağlıklı. Düşünülmemiş şeylerin aklına gelmesi gerekirken, düşünülmesi utandıran şeylerin akla geldiği bir zihnin çökeltisinden geriye kalan şeyler. Adaptasyon böyle bir şey işte. Bir puzzle var. Sadece senin doğru parça olduğun bir puzzle bu. Ama sadece puzzle’ın istediği şekle girersen.

Kızılay Metro İstasyonunun altında parlak bir güneş. Hiçbir yere bakmıyor, etrafında herkesten farklı bir ışık var. Ama aslında ne buraya ait, ne de ait olabilecek bir yeri var. Vitrinlere bakıyormuş gibi yapıyor, her yerde flüoresan karanlığı gözünü alıyor. Ortadan yürümüyor. Hep kenardan, hep kenardan. Duvar mozaiklerin sökülmesine çok üzülüyor. Kimseye söyleyemiyor. Belediyenin meslek kurslarının mezunlarının sergilerine bakmadan geçmekten utanıyor. Çünkü kimse bakmıyor. Bakmayıp geçince içine iğneler batıyor. Bakıyor. Anlamıyor. Tablolar var. Renkliler. Güzel mi? Bilmiyor. El işi şeyler var. Bakıyor. Tanıdık geliyor. Eline zevk olsun diye tığ batırmayı istediğini hatırlıyor. İğnelerle neden sorunu var ki? Herkesi herkese benzetiyor. Büfeciyi dayısına, kasiyer kızı annesine, güvenlikçiyi babasına, anketçiyi Ayşe Özyılmazel’e. Aramanın sonu yok. Güzel bir kız görüyor uzakta. Bayramlıklarını giymemiş, ayaklarında kırmızı pabuçlar yok. Ama yalnız. Pek alışık olmadığı halinden belli, elindeki telefonu sıkı sıkı tutmuş, tabelalara bakıyor. Onun için hep başkaları bakmış. Çözümsüz kalıyor. Adamın tekine soruyor. Adam eliyle heyecanlı heyecanlı tarif ediyor. Kızın çantası dirseklerine düşmüş. Adamın tarifi bitiyor. Kızın 193 numaralı gülüşüyle uğurlanıyor. Ona doğru yürüyor. Topuk sesi, 2.sınıf kalitesiz gürültüde bile duyuluyor. Elinde otobüs kartı var. Göz göze geliyorlar. 2 saniye kadar. 2 saniyede her şeyi çözen insanların rahatlığını okunuyor kızın gözlerinde; meraklı ama çabuk sıkılan. 2 saniye nedir ya? Sabahları işerken donunu bile daha geç indiriyorsun.

Teslimiyetsiz mutluluk olmuyor. Tarikatlarda olmuyor, okullarda olmuyor, arkadaşlıkta olmuyor, bilgisayar oyunularında olmuyor, masaj yaptırırken olmuyor, hamamda olmuyor, maç izlerken olmuyor, aşkta hele hiç olmuyor. Kafanda milyonlarca çözümsüz şey varken, bambaşka bir insana beyaz bayrağı kaldırmak şayet geri zekalı değilsen çok zor bir şey. Çünkü yol doğru yol değil. Bunu daha yürürken anlıyorsun ama yürüyorsun. Yolun ortasında, kendini iyice belli ediyor, iyice anlıyorsun ama görmezden geliyorsun. Küçük şeyler meydana geliyor, o için var ya içinin içindeki yılan, içindeki Nokia 3210 Snake’, seni uyarıyor ama iş işten geçiyor. Çok kötü şey sonunda sıçacağını bildiğin bir şeyde sıçmak. Hayal kırıklığına uğramak istediğin tek şey hayatta. Sana inanmıştım falan diyorsun ama aslında inandığın ve yanıldığın şey sadece kendinsin.

Her şey büyük bir hikaye harmanından ibaret senin için. Birbirleriyle eklemlenmiş, birbirlerinin içinde yaşanan irili ufaklı sayısız hikayeyi tamamlamaya çalışan bir kahramansın sadece.

0 Fikir Beyanı: